Oyunların, filmlerin, dizilerin ve hatta tüm eğlence sektörünün kullanmaktan sıkılmadığı, adeta diline pelesenk olmuş yapay zekânın ulaştığı popülerlik gerçekten de hayranlık uyandırıcı. Popüler olan her şey gibi hepimizin ilgisini çekiyor ve herkesin ilgisini çektiği için de hakkında şehir efsaneleri oluşması kaçınılmaz oluyor.

Beyaz perdede üstün zekâsıyla insanlığı ortadan kaldırmayı kendine amaç bellemiş, saniyeler içinde tüm insanlığı yok edecek planlar yapmayı çocuk oyuncağı gibi gösteren yapay zekâlar görmeye o kadar alıştık ki artık sadece filmlerde değil, günlük sohbetlerde bile yapay zekânın sebep olabileceği potansiyel tehlikeler konuşuluyor. Biz de bu günlük sohbetler sırasında ağızdan çıkabilen yanlış bilinenleri bir araya getirdik.

Yapay zekâyla ilgili yanlış bilinenler:

  • Yapay zekâ ve makine öğrenmesi aynı şeydir,
  • Tamamen kendi kendine öğrenebilir,
  • Yüzde yüz objektiftir,
  • İşlerimizi elimizden alacak,
  • İnsanlardan her konuda daha iyi olacak,
  • İnsanları köleleştirecek.

Yapay zekâ ve makine öğrenmesi aynı şey değildir:

Makine öğrenmesi toplanan verilerin ve belli bir algoritmanın işlenerek bir makinenin insanın öğrenme yetisini taklit etmesi üzerine kurulu olan teknolojiye verilen isimdir. Günümüzde tıbbi teşhisler veya görüntü ve ses tanıma gibi birçok farklı alanda kullanılır. Ancak yaygın düşüncenin aksine yapay zekânın yalnızca bir alt kümesidir. Yapay zekâyı sayısız farklı alanda çeşitlendirilen bir çatı olarak düşünmemiz gerekiyor.

Makine öğrenmesine verilebilecek en güncel örneklerden biri Nvidia’nın yapay zekâ ile performans artırımını sağlayan DLSS teknolojisi. İlk defa Şubat 2019’da karşımıza çıkan DLSS, ışın izleme teknolojisinin sebep olduğu inanılmaz performans kaybını telafi etmek amacıyla geliştirilmişti. İlk zamanlarında görüntüde ciddi bozulmalara sebep olan teknoloji, makine öğrenmesi ve makine öğrenmesini yönetmeyi bilen uzmanlarla birlikte bugün çok daha iyi bir durumda.

Yapay zekâ sadece kendi kendine öğrenemez:

Yapay zekâların tek başlarına bir şeyler öğrenebileceği düşüncesi makine öğrenmesiyle birlikte epey popüler oldu. Ancak işin aslı hiç böyle değil. Çünkü makine öğrenmesinin verimli olabilmesi için öncelikle tecrübeli veri bilimcilerinin makine öğrenmesine sunulacak bilgileri hazırlaması, elden geçirmesi ve makine öğrenmesinin anlayabileceği bir şekle sokması gerekiyor. Yani her yerde duymaya başladığımız makine öğrenmesi kendi kendine gerçekleşen bir mucize değil. Yalnızca dikkatli bir şekilde yol gösterildiği zaman istenilen sonuca ulaşabiliyor.

Bu örnekten çıkarmamız gereken sonuca gelelim. Bir yapay zekânın onu gözlemleyenleri numaraya getirmesi, inisiyatif alıp internete bağlanması ve kendi kendine bir şeyler öğrenmesi, planlar yapması gibi ihtimalleri bir kenara bırakmalıyız. Ancak tabii ki böyle şeyleri filmlerde görmenin keyifli olmadığını söylemiyoruz.

Yapay zekâ istisnasız bir objektiviteye sahip değildir:

Yapay zekâ teknolojileri insanlardan oluşan ekiplerce sağlanan verilerle çalışır. İnsanlar ise ne miktarda olursa olsun özünde objektifliğini kaybedebilen bir canlı olduğu için yapay zekâ da bundan payını alıyor. Özellikle de sosyal medya gibi sürekli güncelleme yapmayı gerektiren alanlar için düzenlenen yapay zekâlar önyargılarla boğuşur. Öyle ki Twitter gibi dev oluşumların algoritmaları bile buna benzer sorunlardan nasibini alıyor.

Üstteki paragrafın sonunda link verdiğimiz örnek olayda görüldüğü üzere Twitter, resim kırpma algoritmasının beyaz tenli insanları öne çıkardığı gerekçesiyle olaya el atarak insanlardan yardım beklediğini, hatta yardımcı olanlara ödül vereceğini söylüyor. Tabii bu noktada yapay zekânın beyaz tenli insanları öne çıkarmasının gerçekten yapay zekânın sahip olduğu bir önyargıyı değil, o yapay zekâyı kontrol eden insanların bir noktada bir şeyleri gözden kaçırdığını işaret ettiğini belirtelim.

Yapay zekâ işlerimizi elimizden almayacak:

Yapay zekânın iş gücü gerektiren süreçlerde birçok defa insanların yerini doldurduğu ve doldurmaya devam edeceği bir gerçek. Ancak sırf buradan yola çıkarak makineler insanların yerini alacak, insanlar işsiz kalacak gibi çıkarımlara varmak gerçek dışı bir düşünce tarzı. Bu tarz endişeler Sanayi Devrimi zamanında da ortaya çıkmıştı. Ancak Sanayi Devrimi’nin sebep olduğu dönüşüm sonucunda görebiliyoruz ki insanlar için hala yapacak birçok iş var.

Sanayi Devrimi, etkinliği inanılmaz ölçüde artıran makinelerle sonunu getirdiği iş kollarının yerine yenilerini yerleştirmiş oldu. Yapay zekânın sonunu getirdiği bazı iş kollarının yeri de aynı şekilde başka iş kollarıyla doldurulacak. Yani yapay zekâ aslında iş gücünün artırılması ve insanların daha efektif bir şekilde çalışabilmesinin önünü açmak için kullanılıyor. Uzun bir süre de bu amaçla kullanılmaya devam edecek.

Yapay zekâ insanlardan her konuda daha iyi olmayacak:

Yapay zekâ teknolojileri iki farklı şekilde ele alınıyor. Bunlardan biri özelleştirilmiş, diğeri de genelleştirilmiş olarak adlandırılıyor. Özelleştirilmiş yapay zekâ özellikle bir işi yapması için geliştirilen ve eğitilen yapay zekâlara verilen isim. Bu gruba örnek olarak tıp alanında kullanılanlar verilebilir. Genelleştirilmiş yapay zekâ ise tıpkı insanlar gibi birçok farklı alana odaklanmak üzere programlanan yapay zekâlara verilen isim.

Özelleştirilmiş yapay zekâlar eğitildikleri tek bir konuda insanlardan daha iyi performans sergileyebiliyor olsa da bütün resmi görme konusunda insanların çok gerisinde. O yüzden de bu tarz yapay zekâların çıkardığı sonuçları yorumlama işi yine insanlara düşüyor. Genelleştirilmiş yapay zekâlar ise birden fazla alana odaklandığı için tek bir noktada olağandışı performans sergileme şansını kaçırıyor ve tüm yapay zekâlar gibi yalnızca insan danışmanlığıyla doğru sonuca ulaşmayı başarabiliyor.

Yapay zekâ insanları köleleştirmeyecek:

Yapay zekânın insanları köleleştireceği fikri bilim kurgu yapımlarının vazgeçilmezi. O yüzden de bilim kurgu filmlerinde bırakmamız gereken bir düşünce. Yukarıda da belirttiğimiz gibi yapay zekâ dediğimiz teknoloji ona yüklenen misyonu gerçekleştirmesi üzerine kurulu bir araçtan fazlası değil. Evet, çok gelişmiş bir teknoloji olduğu su götürmez bir gerçek ama filmlerde gördüğümüz gibi yapay zekânın insanların artık dünya üzerinde bir yeri olmadığına karar verip insanlığı yok etmek üzere bir yola çıkması gerçekçi değil.

Yapay zekâ hakkında sıkça yanlış anlaşılan konulara değindiğimiz yazımızın burada sonuna geliyoruz. Yapay zekâ her geçen gün çok daha güçlü olmaya devam ediyor. Ancak yapay zekâ ile yapılabilecekleri kötü bir geleceğin habercisi değil, tam aksine insanların çok daha iyi bir hayat yaşayabilmesinin kapılarını aralayan unsurlar olarak görmeliyiz.